MEB’den 16 Milyona Rehberlik Hizmeti

Salgın sürecinden en çok etkilenen alanlardan biri de eğitim oldu. Yaklaşık 18 milyon öğrencinin eğitim aldığı okullar kapanınca Milli Eğitim Bakanlığı, uzaktan eğitimi devreye aldı. Diğer taraftan öğrencilerin psikolojik sağlamlıklarını korumak için çok sayıda destek programı geliştirildi. Meslek liseleri ülkemizin ihtiyaç duyduğu ürünleri hızla ürettiler. Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer, salgın sürecindeki tüm gelişmeleri bir gazeteye verdiği röportajda değerlendirdi.

0

Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mahmut Özer’in röportajı şöyle:

Yaklaşık 18 milyon öğrencinin uzaktan eğitim süreçlerini yönetebilmek oldukça zor bir iş. Hazırlıklı mıydınız?

Bu çapta bir küresel salgına hiçbir ülke hazırlıklı değildi. Önemli olan yeni duruma ne kadar hızlı cevap verebildiğiniz ve eğitimi devam ettirebilecek alternatif yöntemler geliştirip geliştiremediğiniz. Bu konuda Bakanlık olarak çok hızlı cevap verdik. Yıllardan beri öğrenci ve öğretmenlere destek olmak için geliştirilen EBA altyapısı hemen devreye alındı. Temel eğitim ve ortaöğretim öğretmenlerimiz hızla içerik geliştirmeye ve bunları EBA’dan yayımlamaya başladılar. Diğer taraftan internet erişimi olmayan veya bilgisayarı olmayan öğrencilerimiz için TRT ile işbirliği yaparak tüm kademelerde televizyon yayınları ile uzaktan eğitime destek olmaya başladık. Sunulan hizmet, sürekli geliştiriliyor ve çeşitliliği artırılıyor. Sürekli güncellenen içerikler ve yeniliklerle uzaktan eğitim yaklaşık iki aydır başarılı bir şekilde devam ediyor. Mayıs ayı itibariyle de liselere geçiş sistemi kapsamındaki merkezi sınava hazırlanan 8.sınıf öğrencilerimiz ve yükseköğretim kurumları sınavına hazırlanan 12.sınıf öğrencilerimiz için TRT üzerinden hafta sonları destek yayınına başladık.

Uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerin kazanımları nota dönüştürülmedi. Nasıl bir telafi eğitimi planlanıyor?

Bu zorlu süreçte herkes eşit şartlara sahip değil. Ailelerin sosyoekonomik ve eğitim seviyeleri evde eğitimde öğrencilerin başarılarında daha belirleyici oluyor. Dolayısıyla bu farklılıkları azaltmak için ciddi bir telafi eğitimi planlıyoruz. Uzaktan eğitim zaten öğrencilerin eğitimden kopmamaları ve yüz yüze eğitim başladığında öğrencilerin okulda telafi eğitimine yönelik hazır bulunuşluklarını artırmak için yapılıyor. Yüz yüze eğitim başladığında telafi eğitimleri için özellikle akşamları veya hafta sonları yapılan destekleme ve yetiştirme kurslarını kullanmayı planlıyoruz. Dolayısıyla ciddi bir telafi eğitimi olacak ve telafi sürecinin de performansını ölçeceğiz.

Bu süreçte öğrencilerin ve ailelerinin psikolojik desteğe ihtiyaçları giderek artıyor. Bu konuda neler yapıyorsunuz?

Bu konuda Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğümüz oldukça donanımlı. Bu salgından önce de Elazığ ve Malatya deprem günlerinde aktif olarak sahada oldular ve öğrenci ve vatandaşlarımıza psikolojik danışmanlık ve rehberlik desteği sağladılar. Covid-19 ile mücadele günlerinde de çok hızlı davrandılar. Önce öğrenci, gençler ve vatandaşlarımızın psikolojik sağlamlığını desteklemeye yönelik üç ayrı rehber hazırladılar: “Aileler İçin Çocuklara Yardım Rehberi”, “Yetişkinler İçin Bilgilendirme Rehberi” ve “Gençler İçin Bilgilendirme Rehberi”. Okul öncesi ve ilkokul öğrencilerimize yönelik psikoeğitsel etkinlikler kitapçığı belirli aralıklarla yayımlanmaya başlandı. Bu yayınlar oldukça beğenildi. Şimdi çizgi filmleri de yapılmaya başlandı. Diğer taraftan 81 ilde 242 farklı noktada hizmet veren rehberlik ve araştırma merkezlerini devreye aldık. Rehberlik ve araştırma merkezlerimizi kullanarak 81 ilde vatandaşlarımıza bu sürecin zorluklarını aşmada rehberlik hizmeti sunabilmek için “Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Bilgilendirme Hattı” çağrı merkezi kurduk. 81 ilde bu çağrı merkezine telefonla ulaşan her yaştan vatandaşımıza rehberlik ve araştırma merkezlerinde görevli idarecilerimiz, özel eğitim ve rehberlik öğretmenlerimiz rehberlik desteği sağlıyorlar. Salgın ile mücadele döneminde şu ana kadar okul rehberlik ve psikolojik danışma servislerimiz ve rehberlik ve araştırma merkezlerimiz tarafından sunulan rehberlik hizmetinden 9 milyon 623 bin 325 öğrenci ve 6 milyon 689 bin 482 veli toplam 16 milyon 312 bin 807 kişi faydalandı. Bu sayı sürekli artıyor.

Çok büyük bir rakam. Çok büyük bir boşluğu dolduruyorsunuz. Bunlar çok sevindirici gelişmeler. Özel eğitim öğrencileri için aslında uzaktan eğitim uygulamaları yıllardan beri destekleyici bir ihtiyaçtı. Bu konuda bir açılımınız olacak mı? 

Bu süreci fırsata dönüştürdük ve tam da ifade ettiğiniz gibi yıllardan beri dile getirilen böyle bir ihtiyacı karşıladık. Özel eğitim öğrencilerimizin farklılaştırılmış ve zenginleştirilmiş eğitim ihtiyaçlarına destek olabilecek özelleşmiş bir dijital bir platform olan “Özelim Eğitimdeyim” mobil uygulamasını geliştirdik. Kısa sürede yüz binler kullanmaya başladı bu mobil uygulamayı. Özel eğitim okullarına ve kaynaştırma eğitimine devam eden, işitme ve görme yetersizliği, hafif, orta veya ağır derecede zihinsel yetersizliği veya otizm spektrum bozukluğu ile öğrenme güçlüğü olan öğrenciler, aileler ve veliler bu mobil uygulamada sürekli geliştirilen tüm özel eğitim içerik ve uygulamalarından ücretsiz yararlanabiliyorlar. Hizmete giren mobil uygulama bilişsel, okuma-yazma, matematik, hayat bilgisi, günlük yaşam, iletişim becerileri, sosyal beceriler gibi alanlara yönelik eğitim videoları, tüm özel eğitim ders ve yardımcı kaynak kitapları, etkinlik sayfaları ve takvimi, aile bilgilendirme videoları, bu alanlara yönelik interaktif uygulamaları içeriyor. İçerikler sürekli güncelleniyor ve zenginleştiriliyor. Geçen hafta da özel eğitim öğrenci ve mezunlarının EKPSS’ye hazırlanabilmeleri için geliştirdiğimiz EKPSS mobil uygulamasını hizmete aldık. Tamamen ücretsiz olan mobil uygulama sayesinde özel eğitim ihtiyacı olan öğrenci ve mezunlar EKPSS sınavına kolayca hazırlanabilme şansına sahip olacaktır. Dolayısıyla bu yeni mobil uygulama da özel eğitim mezunlarının istihdamlarına önemli bir destek sağlayacak.

Covid-19 ile mücadele günlerinin kahramanları gerçekten meslek liseleri oldu. Bunu nasıl başardınız?

Aslında geldiğimiz nokta son iki yıldır yoğun çalışmalarımızın sonunda güçlenen mesleki eğitimin neler yapabileceğini göstermesi açısından oldukça anlamlı. Yıllardan beri bir problem alanı olarak tanımlanan mesleki eğitim artık kendine geliyor. Önceleri de mesleki eğitimi güçlendirmek için MEB tarafından çok sayıda başarılı proje gerçekleştiriliyordu. Biz mesleki eğitimde tüm sorun alanlarına ve çözümlerine yönelik sistematik bir bakış açısı geliştirdik ve eş zamanlı çok sayıda alanda iyileşme yaptık. Yola çıkarken amacımız, ülkemizin tüm müktesebatını kullanarak ülkemizin ihtiyaç duyduğu bir mesleki eğitim sistemi inşa etmekti. Bu süreçte eğitim verdiğimiz tüm alanlarda sektörün güçlü temsilcileri ile eğitim süreçlerinin tamamını birlikte yönetmeyi ve istihdamı önceleyen bir iş birliği yaklaşımı geliştirdik. Türkiye’de özel sektör mesleki eğitimde ilk kez bu ölçekte Bakanlıkla işbirliğine girdiler. Diğer taraftan Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan, Adalet Bakanlığı’na, Ticaret Bakanlığı’ndan ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na kadar çok sayıda bakanlığımızla ciddi iş birlikleri geliştirdik.

Bu işbirliklerinden de biraz bahsedebilir misiniz?

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile turizm alanında ihtiyaç duyulan insan kaynağının yetiştirilmesi ile ilgili ciddi işbirliğimiz halen devam ediyor. Bu kapsamda müfredatta da ciddi değişikler yaptık. Diğer taraftan Adalet Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı ile ilgili alanlarda mesleki eğitimin güçlendirilmesini kapsayan önemli projeler başlattık ve başarılı bir şekilde devam ediyor. Diğer taraftan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile İstanbul’da mesleki eğitimin güçlendirilmesi ile ilgili İSO, İTO ve İTÜ’nün dâhil olduğu ciddi bir işbirliğimiz halen devam ediyor. Ayrıca, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Kalkınma Ajansları koordinasyonunda faaliyetlerini yürüten kalkınma ajansları 2019 yılında “Mesleki ve Teknik Eğitim” konusunu ulusal tema olarak belirlediler ve 26 kalkınma ajansının bu tema özelinde faaliyetler yürütmesini sağladılar. Bu kapsamda Ajanslar mesleki ve teknik eğitim kurumlarımızın geliştirdikleri projelere yaklaşık 118 Milyon TL destek sağladılar. Bu çoklu destekler mesleki eğitimin güçlenmesinde çok önemli katkılar sağladı.

Tüm bu iş birlikleri kısa sürede etkilerini de göstermiş oldu. 

Evet. Kısa sürede bu iş birliklerinin meyvelerini de aldık. Mesleki eğitimde öğrenci sayımız bir yılda yaklaşık yüzde 17 arttı. Meslek liselerimize ilk kez yüzde 1’lik başarı diliminden öğrenci aldık ki bu mesleki eğitim tarihimizde ilk kez oluyor. Çıraklık-kalfalık-ustalık geleneksel eğitiminin sürdürüldüğü mesleki eğitim merkezlerindeki öğrenci sayımız yüzde 62 arttı. Mesleki eğitim alan öğretmenlerimizin iş başı ve mesleki gelişim eğitimleri yüzde 700 arttı. Diğer taraftan mesleki eğitim kurumlarımızda döner sermaye kapsamında yapılan üretim yüzde 40 artarak 400 milyon TL bandına yükseldi. Gördüğünüz gibi tüm alanlarda mesleki eğitimde kısa sürede önemli iyileşmeler sağlandı. En önemlisi artık akademik olarak başarılı olan öğrencilerimiz de mesleki eğitimi tercih etmeye başladılar.

İnanılmaz bir başarı hikâyesi gerçekten. En son değindiğiniz konu çok önemli. Çünkü ‘katsayı uygulaması’ mesleki eğitime başarılı öğrencilerin akışını kesmiş ve ciddi bir darbe indirmişti.

Evet. ‘Katsayı uygulaması’ mesleki eğitim mezunlarının yükseköğretime erişimlerine kısıtlama getirince akademik olarak başarılı ve yükseköğretime devam etmek isteyen öğrenciler mesleki eğitime gitmediler. Dolayısıyla bu kısıtlama mesleki eğitime görece daha az başarılı öğrencilerin gitmesine neden oldu. Daha sonra tüm liselere sınavla öğrenci yerleştirme uygulaması da benzer bir sonuca yol açtı. Sonuçta mesleki eğitim toplumda ve öğrenciler nezdinde sürekli itibar kaybetti. Buna bir de iş dünyasının mesleki eğitimden memnuniyetsizliği eklendiğinde çok daha dramatik ve karamsar bir tablo ortaya çıkmış oldu. Bu tablo, mesleki eğitimin bir bütün olarak öz güven kaybetmesine yol açtı. En büyük faturada bu oldu. İşte Covid-19 ile mücadele günlerinde güçlendirdiğimiz mesleki eğitimin hızla sahaya inmesi, yaptıklarının sürekli basında yer alması ve toplum tarafından takdir edilmesi kaybedilen bu özgüveni tekrar kazandırdı. Mesleki eğitim camiasının kendine güveni geldi.

Bu öz güven kazanımı üretim kapasitesine de yansıdı.

Evet. İlk günlerden itibaren hemen planlamamızı yaptık. Önce temizlik malzemeleri ve dezenfektan üretimine yoğunlaştık. Kısa sürede 81 ilde yaklaşık 54 bin okulumuzun tüm temizlik ve dezenfeksiyon ihtiyacını karşılayabilir duruma geldik. Sonra temininde güçlük çekilen maske üretimine el attık ve hızla üretime başladık. Kısa sürede ayda iki milyon cerrahi/tıbbi maske üretebilir duruma geldik. Taleplere yetişemiyorduk. Üretim kapasitesini artırabilmek için cerrahi maske makinesi üretimine odaklandık ve kısa sürede makineyi ürettik. Böylece bir anda ayda 15 milyon cerrahi/tıbbi maske üretim kapasitesine ulaştık. Sadece İstanbul’da ayda 5 milyon maske üretebiliyoruz. Sağlık çalışanlarımızın ihtiyacı olan yüz koruyucu siper ve tek kullanımlık önlük ve tulum üretmeye başladık. Her geçen gün üretim kapasitemizi ve ürün çeşitliliğimizi artırdık. Üretilen ürünlerimizi 81 ilde Valiliklerimizin koordinasyonu ile ihtiyaç noktalarına ulaştırdık. Halen üretimlerimiz de devam ediyor. Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğümüz, Bakanlığımızın tüm birimleri, 81 ilde yöneticilerimiz, okul yöneticilerimiz, öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz inanılmaz bir fedakârlık örneği gösterdiler. Zor günler, ülkesi için fedakârlık yapabilecek yiğit insanları talep eder. Bakanlığımızın tüm birimleri gibi meslek liselerimiz de bu sürecin gerçekten yiğit insanları olduklarını ve kara gün dostu olduklarını gösterdiler.

Siz bununla da yetinmediniz. Solunum cihazı, maske makinesi ve hava filtrasyon cihazları gibi çok farklı ürünleri ürettiniz. Bunu nasıl başardınız?

Yukarda değindiğim ürünleri ürettikçe ve değindiğiniz gibi başarı hikâyeleri daha fazla görünür olmaya başladıkça mesleki eğitim kurumlarımızın gerçekten öz güveni daha da arttı. Hemen İstanbul, Bursa, Tekirdağ, Konya, Mersin ve Hatay gibi on farklı ilimizde meslek liselerimiz bünyesinde AR-GE merkezleri kurduk. Her bir AR-GE merkezimizi farklı bir ürünün üretilmesi için teşvik ettik ve gerekli yatırımlarımızı yaptık. Öz güvenleri de artan bu okullarımızda kısa sürede sonuç aldık. Şu ana kadar cerrahi maske makinesi, solunum cihazı, N95 standardında maske makinesi, video laringoskop cihazı, yoğun bakım yatağı, hava filtrasyon cihazı, numune alma ünitesi gibi çok sayıda ürünü bu AR-GE merkezlerimizde ürettik. Bu merkezlerdeki üretim çeşitliliğini artırmaya devam ediyoruz.

Covid-19 ile mücadele günleri üretim kapasitesini oldukça artırmış görünüyor. Bundan sonrası için neler planlıyorsunuz?

Bakanlık olarak bir taraftan bu süreci en az hasarla atlatmaya azami gayret gösterirken diğer taraftan tüm birimlerimizin bu süreçte yapısını daha dinamik hale getirmeye ve üretim ve hizmet kapasitesini de artırmaya çalıştık. Bu anlamda süreç başarılı bir şekilde ilerliyor. Sonuçlar da ortada. Bundan sonrasında bu süreçten elde ettiğimiz deneyimleri de dikkate alarak tüm süreçlerimizi daha da iyileştirmeye ve kalitesini artırmaya çalışacağız.

Haberlerden anında haberdar olmak için Android uygulamamızı indirebilirsiniz. Android uygulamamız için TIKLAYINIZ